Fazla yeme ve içmenin getirdiği enerji alımındaki artış, hareketsizliğin getirdiği enerji harcamasındaki azalma nedeniyle kilo kontrolü giderek zorlaşmakta, hızla kilo artışına sebep olmakta. Alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olması; vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artış göstermesine ve kronik bir hastalık olan obeziteye dönüşmekte.
Obezite, bireyin yaşam kalitesini azaltmakta ve gündelik işlerini zorlaştırmaktadır. Hastalık nedeniyle sağlık kurumlarına başvurular artmaktadır. Her yıl milyarlarca dolar obezite tedavisi için harcanmakta, ancak büyük bir çabayla verilen kilolar kısa sürede geri alınmaktadır.
Bilişsel davranışçı terapi, birebir kilo verdirmenin yanında tedavi sonrası kilo kazanımı sorununu çözmeyi hedefleyen bir tedavi yöntemidir.
Kilo vermeye dönük diyet programlarında psikolojik faktörler en çok ihmal edilen taraf olmakta. Oysa psikoterapi sürecinde duygusal yeme davranışını tetikleyen olaylar, düşünsel, duygusal ve davranışsal faktörler ele alınır.
Bilişsel davranışçı terapide, kilo kaybının yanında görünüş, kendine güven, fiziksel sağlık, beden oranlarını kabul etmek gibi değiştirilebilecek ve değiştirilemeyecek konularda çalışılır. Danışanın kilosunu kontrol edebileceğine dair inancını oluşturmak tedavisinin en önemli aşamasıdır. Kişi yeme davranışlarının, yemek yemeye ilişkin inançlarının, fazla yemeyi tetikleyen faktörlerin, fiziksel aktivite düzeylerinin, yaşam tarzının farkına varmalıdır.
Daha sonra gerçek dışı kilo hedefleri makul düzeye getirilir, endişeleri giderilir ve kilo kaybı amaçlanır. Son olarak etkin kilo kontrolü için gereken davranışsal ve bilişsel becerileri kazandırılır.
Obezite tedavilerinde kaybedilen kiloyu korumada zorluk yaratan üç temel faktör vardır.
- Kilo korumasının kilo kaybından daha az motive edici olması.
- Kilo koruma sürecinin zayıflama aşamasında olduğu gibi sınırlı bir süreyi kapsamaması.
- Kişinin daha önce kabul edemediği kilo ve fiziksel görünümü kabullenilmesi.
Tedavinin sürekliliği için obez hastalarda sıklıkla görülen depresyon, panik atak, kişilik bozuklukları, özgüven eksikliği gibi ruhsal sorunlar mutlaka tedavi edilmelidir. Obezite ve diğer yeme bozukluklarında psikoterapi ilk sıradadır.